Rusya’ya ihraç ettiğimiz ürünlerin 11’i, Rusya’daki gelişmelere yüksek duyarlılık içeriyor. Bunların dördü tekstil ürünü. Yani, tekstil ve deriye özel çözümler üretmemiz gerekiyor

Küresel kriz sonrasında ana ihracat pazarımız olan AB’deki keskin daralma ve bizim için çok kritik olan Orta Doğu ve Kuzey Afrika Bölgesi’ndeki siyasi ve ekonomik belirsizlik, Rusya ve BDT pazarını bizim için daha da önemli hale getirdi. Fakat bunun tersi de geçerli: Bu süreçte Türkiye de Rusya için ekonomik ve siyasi açıdan stratejik ortaklardan biri oldu.1990’lı yıllardan beri türlü badireler atlatarak Rusya’da iş yapma pratiklerini anlayan ihracatçılarımız da bu artan ekonomik ve siyasi ilişkilerde başrol oynadı. İlk olarak dikkat edilmesi gereken nokta, Rusya’nın 1998 krizini saymazsak, son yirmi yıldır Rusya’ya olan ihracatımızın toplam ihracatımızın üzerinde artmış olduğudur. Bununla beraber dikkat edilmesi gereken bir başka husus da son 10 yıldır Rusya’nın ithalat talebindeki artışa neredeyse paralel bir ihracat yapıyor oluşumuz. Bir başka deyişle Rusya’nın yüksek büyüdüğü ve ithalat talebini artırdığı yıllar, bizim de bu ülkeye ihracatımızı aynı oranda artırdığımız yıllardır. Rusya’nın ithalatındaki payımız, bazı başarılı sektörleri saymazsak, uzun bir zamandır yüzde 2 civarında seyrediyor. O zaman kritik soru şu: Eğer Rus uçağı hava sahamızı ihlal etmeseydi ve biz hala Rusya’nın ithalatından yüzde 2 civarında pay almaya devam etseydik, Rusya’ya ihracatımız önümüzdeki beş yıl içinde nasıl olurdu? Biliyorsunuz bugünlerde Rusya ekonomisinde işler biraz karışık gibi. 2015’in başından itibaren doların rubleye karşı yaklaşık iki kat değerlenmesi ve petrol fiyatlarındaki çakılma nedeniyle Rusya’nın milli gelirinin 2020 sonunda bile 2014 değerlerine gelmesi beklenmiyor. Diğer yandan, 2011-2014 arasında Rusya’ya olan ihracatımızın toplam ihracatımız içindeki payı yüzde 4,3 seviyelerinde iken bu oran 2015 yılında -siyasi krizden önce- zaten yüzde 2,5 civarına düşmüş durumdaydı. Kendi açımızdan baktığımızda en önemli ihracat pazarlarımızdan biriyle yaşanan bu gerginliğin ekonomik olarak bizim için –özellikle bu derginin odak noktası olan tekstil ve konfeksiyon sektörlerinde- önemli bir maliyet getirdiği muhakkak. Peki Rusya açısından durum nasıl? Tek kelimeyle olumsuz! Rusya’ya ihracat yaptığımız toplam 97 ürünün 11’inde Rusya’daki gelişmelere yüksek bir duyarlılık olduğu sonucuna varıyoruz. Bu 11 sektörün 4 tanesini tekstil ürünleri oluşturuyor. Dolayısıyla, tekstil ve deri alt sektörlerine etkili, kısa ve uzun dönem çözüm üretmemiz gerekiyor. Aşağıdaki tablo, ihracat payı açısından Rusya’ya en duyarlı sektörün deri sektörü olduğunu, miktar açısından ise yaklaşık 660 milyon dolar ihracatı ile tekstil sektörünün Rusya’daki gelişmelere yüksek bir duyarlılığı olduğunu net bir şekilde gösteriyor. Özetle, tekstil ve konfeksiyon ihracatımız içinde Rusya’nın payı yüzde 10’dan fazla olan birçok alt sektör bulunmaktadır. Daha da önemlisi normal şartlarda bu ihracatı Türkiye’deki iç pazara sunmak ya da alternatif pazarlara kısa dönemde yönelmek oldukça zor görünmektedir. Bu açıdan, ilk önce ana pazarı Rusya olan ihracatçımızın nakit akışı ve yatı- rım kredilerinde oluşabilecek aksaklıklar giderilmeli, daha sonra da TİM’in yeni pazarlar stratejisi kapsamında yeni coğrafyalara ihracat yapabilmek için gerekli teşvik mekanizmaları sunulmalıdır.

ITKIB Hedef 264

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *