Her Türk erkeğinin asker doğup futbol filozofu olarak hayatına devam ettiği bir ülkede futbol yazmama kararı alsam da yabancı futbolcu sınırlaması ile ilgili tartışmaları okuyunca olaya en azından bir ekonomist gözüyle yaklaşmanın faydalı olabileceğini düşündüm.

Küresel rekabet iyidir

Futbolda yabancı sınırlaması daha ilk günden bana Gümrük Birliği tartışmalarını hatırlattı. Katılmayanlar olacaktır ama ben bu ülkede ağır aksak da ilerleyen bir Ar-Ge kültürü varsa bunun Gümrük Birliği ile başladığını düşünenlerdenim. Ağır bir korumacılık altında “kollanan” şirketler kendini geliştirmek zorunda hissetmeyince bu ülkenin vatandaşı da Avrupa’nın en fazla benzin yakan otomobiline ya da en fazla enerji tüketen beyaz eşyasına uzun yıllar neredeyse bir servet ödedi.[i] O günün “kollanan” şirketleri bugün küresel ölçekte hem fiyat hem de kalite bazında rekabet edebiliyorsa bunda hiç kuşkusuz en büyük paylardan biri bu şirketlerin Gümrük Birliği ile beraber Avrupalı rakipleriyle rekabet etmek zorunda kalmalarıydı. Rekabet edemeyenler -aynı Burak Yılmaz’ın bahsettiği 30 yaşında futbolu bırakanlar gibi- sahneden çekildiler. Nasıl rekabet edeceğine kafa yoranlar da -aynı şimdi Cenk Tosun’un kendini geliştirmek için yazın ABD’de çalıştığı gibi- başarılı oldular.

Rekabetçi şirket – başarılı futbolcu benzetmesinden devam edelim. Küresel ölçekte rekabetçi olabilmiş şirketlere baktığınızda çoğunun kendine sınır olarak sadece bu ülkeyi çizmediğini, düşünce dünyalarını Türkiye ile sınırlamadığını görürsünüz. Uluslararası bir vizyondan ve hayal etmekten korkmamaktan bahsediyorum kısaca. Peki yabancı sınırlamasından şikayet eden bir futbolcuda böyle bir uluslararası vizyondan bahsedebilir miyiz? İstatistiklere dayanarak konuşamıyorum ama bugün –gurbetçi futbolcuları saymazsak- Türkçe dışında yabancı bir dili akıcı olarak konuşabilen futbolcuların oranının yüzde onu geçtiğini zannetmiyorum.  Süper ligde oynayan ortalama bir futbolcunun yıllık kazancı çok başarılı bir CEO’nun yıllık kazancından çok daha fazlayken bu futbolcuların insani becerilerini geliştirmek için (stres yönetimi, kültürler arası iletişim, ikna etme) kendilerine fazla yatırım yapmadıkları da sergiledikleri tavır ve verdikleri demeçlerle ortada zaten. Sonuç olarak da karşımıza çoğu zaman hayal kurmayan, büyük düşünmeyen, kendi konfor alanından çıkmadan rekabet etmek isteyen bir futbolcu profili çıkıyor. Ben Türk futbolunun ve futbolcusunun bu kısırlığı ancak küresel rekabetin en şiddetlisini iliklerine kadar hissetmesiyle aşacağını düşünenlerdenim. En azından Gümrük Birliği tecrübesi bize bu konuda önemli ipuçları sunuyor.

 

Uygulanan politikaların etki analizi şarttır. Politika belirsizliği yatırımları etkiler.

Bu ülkede “etki analizi” kavramı üzerinde ne kamu ne de ne de özel sektör fazla durmuyor. En son kontrol ettiğimde sadece bir bakanlığımızın etki analizi dairesi vardı. Oysa özellikle Anglo Sakson ülkelerinin kamu politikalarını bu denli başarıyla uygulamalarının temelinde bu politikaların uzun dönemli tasarlanıyor olması ve etkilerinin çeşitli aralıklarla ölçülmesi yatar.[ii] Örneğin uyguladığınız bir para politikası değişikliğinin reel sektör üzerindeki etkisini görmeniz bir yıldan fazla zaman alır. Futbolda yabancı sınırlamasını yeni kaldırmışken bunun Türk futbolu üzerindeki olumlu ya da olumsuz etkilerini ölçmemiz –“içime doğdu” mekanizmasının olmadığını varsayarsak- en az bir 4-5 yıl alacaktır. Siz bunu hiçe sayıp sık sık politika değişikliğine giderseniz en başta –zaten sınırlı olan- uzun dönemli yatırımları baltalarsınız. Bu tür bir politika keyfiyetinin olduğu yerde hiçbir akıllı kulüp, şirket ya da birey uzun dönemli bir strateji oluşturmaz. Eğitim sektöründen güncel bir örnek vererek savımızı destekleyelim. Üç senede bir sayın bakanımızın tabiriyle “elmastan değerli” eğitim sistemimizi değiştirirseniz öğrencilerine iyi bir eğitim sağlamaya çalışan ve nesli yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan “düzgün” eğitim kurumlarının uzun dönemli düşünmesini bekleyebilir misiniz? Ya da iki senedir TEOG sınavında başarılı olmak için planlamasını yapmış öğrenciye “sana bir sürprizim var” derseniz o öğrencinin sisteme saygı duymasını ve aynı hevesle çalışmasını bekleyebilir misiniz? Futbolu da bu düşünce çerçevesinden ayrı tutamazsınız. Zaten uzun dönemli strateji oluşturmada mahir bir futbol dünyamız yokken bir de yukarıda bahsettiğim keyfiyeti kurumsallaştırırsanız ligin yayın haklarını iki katına da çıkarsanız uzun dönemli bir başarı gelmez. Tam tersine, fiyatların değerinden çok yukarıda belirlendiği her ekonomide olduğu gibi kaynakların doğru kullanılmadığı, rüşvet ve yolsuzluğun hüküm sürdüğü, sürdürülebilirlikten uzak kötü bir dengeyle baş başa kalırsınız.

Bilgi çağında bilginin değerine inanmazsanız çağdışı kalırsınız

Kuşkusuz bütün bu olumsuzlukların tek sorumlusu olarak politika yapıcıları görmek hatalı olur. Hatanın belki de daha büyüğünün futbol kulüplerinde ve onu denetle(me)yen taraftar ve kulüp üyelerinde olduğu çok açık. Denetleme, düzenleme ve liyakat mekanizmalarının iyi işlemediği ekonomilerde kaynakların yanlış dağılımı ve eş dost kapitalizmi (crony capitalism) nasıl kaçınılmazsa, aynı durum futbol dünyası için de geçerli. Lig maçlarının yayın hakkının yıllık 500 milyon dolara satıldığı, büyük kulüplerin 100 milyon doların üstünde yıllık bütçelerinin olduğu bir ülkede “spor yöneticiliği” alanında yüksek lisans eğitimi veren kaç üniversite olduğuna baktınız mı? Daha da önemlisi bu programlardan mezun olan uzmanların kaç tanesi kulüplerin –varsa eğer- spor politikalarına yön veriyor sizce? Nerdeyse hiçbiri. Neden peki? Çünkü bu ülkede başta futbol camiası ne “bilginin önemine” ne de “sürdürülebilirliğe” inanmıyor da ondan. Bu açıdan futbol dünyası ülkenin aynası gibi de aslında. Hal böyle olunca da insan bir yandan  hangi büyük kulüp ilk önce iflas edecek diye düşünürken diğer yandan tuttuğun takım derbi maçını kazanınca üç günlüğüne avunuyor.

[i] Burada aklınıza geçmişte Türk futbolcularına ödenen çılgın transfer rakamları gelebilir.

[ii] Geçen ay TEOG’un sadece dört sene uygulandıktan sonra kaldırılması bize bu ülkede uygulanan politikaların ömrü ile ilgili zaten yeteri kadar bilgi veriyor.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *