Plan ve Bütçe Komisyonu – TC Merkez Bankası Bilgilendirme Toplantısı Üzerine Görüşler 5/05/2026

TC Merkez Bankası Bilgilendirme Toplantısı üzerine yapmış olduğum konuşmanın tam metni şöyle:

“Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, Merkez Bankamızın kıymetli bürokratları, değerli basın emekçiler, hepinizi saygıyla selamlıyorum. Dünyada enflasyonu düşürmek isteyip de düşüremeyen tek bir ülke yok. Yeter ki doğru bir istikrar programı izlensin ve ben şu izlenen istikrar programı yani Merkez Bankası’yla Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın tam ortasında olan bu istikrar programını beş sebepten dolayı eleştireceğim.

Enflasyon da bu yüzden düşmüyor. Bir, benden öncekiler de bahsetti. Çok ciddi yapısal reformlar atılması gerekirken atılmadı.

Bunlar yapılmadı. İşte gıdada böyle, barınmada böyle, enerjide böyle. Bir tanesini söyleyeyim. Ticaret politikası bugün ilk üreticiyle son tüketici arasındaki fiyat farkının bu kadar yüksek olmasının sebebini ne para politikasıyla açıklayabilirsiniz ne maliye politikasıyla. Direkt olarak o üretim zincirindeki oligopolistik yapının kırılması lazım. Bunu kırmadığınız sürece ne kadar iyi bir para politikası izlerseniz izleyin.

Burada ne kadar iyi sunumlar yaparsanız yapın. Vatandaşın karşılaştığı enflasyon yüksek olacaktır. Tarımdaki verimlilik problemine hiç değinmiyorum bile.

Verimlilik problemi dünyada sizin enflasyon ve işsizliği aynı anda düşürmenizin tek yolu verimliği sağlamakken iki bin yirmi altı bütçesinde verimlilik artırıcı programlara Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından da Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından da daha az bütçe ayrılıyor. O yüzden de para politikası bir yerden sonra enflasyonu düşürmek için değil, birazdan bahsedeceğim üzere rezervleri tamir etme aracına dönüşüyor. Bugün biz Merkez Bankası’nın faiz politikasını fiyat istikrarını sağlama sürecinde geçerli bir enstrüman olarak kabul edebilir miyiz? Edemeyiz.

Çünkü diğer taraflara baktığınız zaman tarıma, sanayi, ticaret tarafına baktığınız zaman oradaki yapısal bozulmayı düzeltmediğiniz sürece buradaki sizin faiz politikanız tamamıyla rezervleri tamir etme politikasına dönüşüyor. Fiyat istikrarını o zaman sağlayamıyorsun. Bu birincisiydi.

İki iletişim. Ben tezimi Merkez Bankacılığı üzerine yazdım ve çok temel bulgulardan bir tanesidir bu. Eğer sizler hanehalkını, vatandaşı, enflasyonun düşeceğini ikna ederseniz, geniş bir kesime enflasyon düşeceğini ikna ederseniz enflasyon düşer.

Herkes enflasyon düşeceğine inanırsa düşer. Şimdi Sayın Şimşek ben Sayın Şimşek’in toplantılarını ilgiyle takip ediyorum. Ben Sayın Şimşek’in bir günden bir güne bankacılık, finans ve büyük sanayi kuruluşları dışında bir yere sunum yaptığını görmedim.

Oysa sizin enflasyonu düşüreceğinize ikna etmeniz gereken kesim orada hanehalkı. Yani piyasa katılımcıları anketiyle hane halkı beklenti anketi arasındaki farkın bu kadar büyük olmasının sebebi enflasyonu hane halkını ikna etmeden düşürebileceğinizi düşünüyorsunuz. Düşmez.

Hanehalkının beklentisi de her zaman yüksekte kalır. Bu ikincisiydi. Üçüncüsü riskli.

Kuru sabitleme üzerinden çok eski ve çok riskli bir istikrar programı izliyorsunuz. O yüzden de bugün döviz açık pozisyonumuz bizim iki yüz milyar doların üzerinde. Bugün kur biraz yukarı çıkmaya başlasa bütün makro ekonomik dengeler alt üst olur.

Yani istikrar programının üçüncü senesinde yüzde otuz sekizlikten sadece yüzde otuz ikiye indirebildiğiniz bir enflasyon programı var. Ama bunun karşılığında da çok riskli hale gelmiş bir kur tarafı var. Dövizz açık pozisyonu iki yüz otuz milyar dolar.

E şimdi orada kurun biraz hareket etmesine izin verseniz hem enflasyon dengeleriniz bozulacak hem de reel sektörün döviz borcu iyice içinden çıkılmaz hale gelecek. Dördüncü geliştirim noktam bu size. Dezenflasyon süresi çok uzun.

O yüzden de mesela burada Sayın Başkan sunumunda dedi ki eğitimde ve enerjide dezenflasyon var. Var da yüzde altmıştan yüzde kırka düştü. Burada ekonomiyle arası çok iyi olmayan arkadaşlar için anlatalım.

Yüzde altmıştan yüzde kırka düşmesi iyi bir şey değil. Yüzde altmış bir enflasyon var. Yani bir malın fiyatı yüz lirayken yüz altmış olmuş.

Onun üzerine bir de yüzde kırk artmış. Yani iki yüz yirmi dört lira olmuş. Ve dezenflasyon süreci bu kadar uzun olursa günün sonunda bizim gerçekten ekonomide esas önemsediğimiz olan fiyat seviyesindeki o düşme sağlanmıyor ya da fiyat seviyesindeki o istikrar sağlanmıyor.

Dezenflasyon süresinin bu kadar uzun olduğu bir ekonomi bir program zarar getirir. Ve maliyet. Işte şey sayın Erhan Usta da bahsetti.

Sayın Kısacık da bahsetti. Sayın Oluç da bahsetti. Bakın üç seneden beri sanayi üretimi yerinde sayıyor.

Yerinde sayıyor. Sadece teksil hazır giyim deri de istihdam kaybı üç yüz binin üzerinde. Ve bu daha da kötüleşecek.

Şöyle bir örnek vereyim. Türkiye için ihracat odaklı sanayi işletmeleri bizim göz bebeğimiz olması lazım. Şimdi bakın ben burada yabancı şirketlerin burada buraya üretim faaliyetlerini taşıyan kollarının başındaki insanlarla görüşüyorlar.

Bana şunu söylüyorlar. Bir dolar bazında ücretler çok yükseldi. Haklı.

Çünkü doları sabit tutuyorsunuz. Eee o kişilere enflasyon yani çalışanlara enflasyon düzeyinde ücret artışı veriyorsunuz. Daha da yükseğini vermelisiniz.

Çünkü zaten Türkiye’nin açıkladığı enflasyonun çok büyük bir geçerliği yok. Ama döviz yerinde kaldığı için kur yerinde kaldığı için TL cinsinden ücretler de arttığı için döviz cinsinden ücretler artıyor. Bu işletmelerin rekabet gücü hızla eriyor.

Ücretler yüksek olduğu için değil. İzlediğiniz istikrar programı kötü olduğu için. O yüzden de bu beş ana eksende izlediğiniz istikrar programı yanlış bir program.

Bir yapısal reformlara hiçbir şekilde içermiyor. Ne barınma krizi, ne tarım, ne sanayi, ne ticaret. Hiçbir tanesi sizin istikrar programınıza enflasyonu düşürme programınıza destek vermiyor.

iki iletişimde önemli hatalar yapıyorsunuz. Hiç piyasayı katılımcıları dışında hanehalkına nasıl ikna edilir diye düşünmüyorsunuz. Üç döviz cinsinden bir kırılganlık yaratıyorsunuz.

Riskli bir programdır bu. Dört dezenflasyon süresi çok uzun. Beş çok da maliyetli bir program.

Özellikle reel sektör için. Günün sonunda da bu enflasyon dünyanın her yerinde olduğu gibi burada da fakirleştiriyor. Enflasyon fakirleştirir.

Yüksek enflasyon mutlaka fakirleştirir. Ve bu fakirleşme sadece dar gelirli vatandaşların, emeklilerin emekçilerin üzerinde bir fakirleşme değil. Burada küçük ve ortalık şekli işletmeler yani finansman maliyetlerinin bu kadar yüksek olduğu yerde küçük ve ortalık şekli işletmeler de fakirleşiyor.

O bakımdan da bu istikrar programının üç sene sonunda gerçekten savunulacak bir taraf yok. Ve burada sizler tabii ki kanunun size verdiği sorumluluk yeri burada bize sunum yapıyorsunuz. Ama bu sunumu biz aslında Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndan esas istikrar programının ana aktörü olan Sayın Şimşek ve ekibinden de bekleriz.

Neden bu enflasyon bu kadar yüksek bir toplumsal maliyete rağmen üç senedir düşmüyor? Ve maalesef de olumsuz bir haber. Hürmüz kriziyle beraber daha da ciddi bir artış olacak. Bakın biz daha küresel şokun hiçbir tarafını görmedik.

Haziran’ın sonunda başlayacak bu iş. Yani burada siz çok doğal olarak dediniz ki enerji maliyetlerinde bir artış var. Eşel mobil sistemin devreye girmesiyle maliye tarafında bir bozulma var ama esas bizim reel tarafta göreceğimiz şok Haziran’la beraber başlayacak.

Ben Sayın Başkanım sizden şunu beklerdim. Hala da geç değil. Yine toplayın biz yine geliriz memnuniyetle sizi dinleriz.

Hürmüz krizinin uzun sürmesi sürecinde siz para politikanızı nasıl şekillendireceksiniz? Yani Haziran’da hepimizin beklediği bir küresel şok var. Bunun ekonomiye etkisi kısa, orta ve uzun dönemde çok ciddi olacak. Bizim para politikası duruşumuz ne olacak? Sizler dediniz ki enflasyon düşene kadar para politikasını sıkılaştırmaya devam ederiz.

Bu acaba şu anda doğru bir strateji mi? Ne tür bir küresel şok bekliyorsunuz? Bu küresel şoklar karşısında faiz politikanızı ya da hazine ve maliye bakanınız maliye politikası nasıl değiştirecek? Yetmiş dört ve yetmiş dokuzda iki tane petrol krizi aynı coğrafyada aynı sebeplerle oldu ve bildiğiniz gibi bütün dünyada olduğu gibi Türkiye’de bir stagflasyona ulaştı. Bizler zaten bu krize iyi bir ortamda girmedik. Bundan sonraki süreçte ben gerçekten para politikası, maliye politikası, enerji politikası bunlarla ilgili sizlerin görüşünü bekliyorum.

Sunumunuz değerli sunumunuz ve bizi dinlediğiniz için teşekkür ederim.”


Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.Required fields are marked *