Plan ve Bütçe Komisyonu – Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Bütçesi üzerine görüşler 02/11/2026

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Bütçesi üzerine yapmış olduğum konuşmanın tam metni şöyle:

“Sayın Bakan, Bakan Yardımcıları, değerli bürokratlar, Sayın Milletvekilleri, basınımızın değerli emekçileri, hepinizi saygıyla selamlıyorum. İlk önce bütçeye bakalım.
Bütçe gerçekten büyüyor. Bu olumlu. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına reel anlamda yüzde on iki buçuk bir artış yapılmış.
Bu olumlu. Olumsuz olan tabii, imalatın millî gelir içerisindeki payı düşerken büyüyor. Dolayısıyla birazdan da bahsedeceğiz.
Sanayide hem üretimde hem de istihdamda çok önemli problemler var. Bütçe artışını olumlu, bu problemlerin yıllar içerisinde tekrarlanmasını da olumsuz buluyoruz. Artışın ağırlığı sanayi programında, bu da olumlu.
Çünkü yeni bir sanayi devriminin eşiğindeyiz. Ağırlığın sanayi programlarına verilmesini ben tekrardan olumlu karşılıyorum. Fakat burada tutmayan hedefler ve düşürülen hedefler diye bir şey var.
Bu, sizin 2027 teklifinizdeki program göstergelerinden. Mesela 2026 planında imalatın millî gelir içerisindeki payını yüzde 17 söylemişsiniz. Tahmin 15,5.
2027 hedefinde de 17’nin bile altında kalmış. 15,9. Doğrudan yabancı yatırımlar, 2026 planında 15,2; tahmin 10, hedef de 10,6.
Bu hedef de tutmamış ve hedef aşağıya doğru düşürülmüş. Teknogirişim rozeti, 2026 planı 5 bin. 2026 tahmini 1.300.
2027 hedefi 3 bin. Faaliyetteki Ar-Ge merkezinde de aynı şey var. Burada yani Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının birçok hedefinin tutmadığını görüyoruz.
Buradaki problemlerden bir tanesi, sanayi ve teknoloji politikamızın maalesef Hazine ve Maliye Bakanı tarafından uygulanan istikrar programının bir kurbanı olması. Üstelik Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak ben sanayideki problemlerin, özellikle ekonomideki problemlerin son iki senede başlamadığını; 2019–2022 arasındaki o bol para, teşviklerin bolca dağıtıldığı, firmaların atıl kapasite yaratacak şekilde yatırım yaptığı dönemde bu problemlerin başladığını düşünüyorum. O problemlerin sonuçlarını da maalesef şimdi görüyoruz.
Bahsettiğiniz bir Ar-Ge başarısı, Ar-Ge’nin artması, hâlâ bizim AB-27 ülkelerinin ortalamasının altında kaldığımız gerçeğini ortadan kaldırmıyor. Ar-Ge’de hâlâ AB-27’nin altındayız. Burada yapay zekâya çok fazla vurgu yaptınız.
Ben bunu önemsiyorum. Yapay zekâya yatırım yapmak, orada yeni teknoloji, yerli şirketler çıkartmak kadar yapay zekâyı şirketlere nasıl kullanacağını öğretmemiz önemli. Bakın, yeni bir rapor var.
2026 yılında. Bu raporu ben daha sonradan sizlerle paylaşırım. Yapay zekâyı sık kullanan şirketler karmaşık işlerde çok daha başarılı oluyorlar.
Seyrek kullananlar da hiç kullanmayanlara göre daha başarılılar. Dolayısıyla buradaki bence Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının esas politikası şu olmalı. Dışarıda geliştirilen bir teknolojiyi bizim şirketlerimizin özümsemesi ve bunu verimliliğe çevirmesi olmalı.
O yüzden de sormak lazım. Bu verdiğiniz teşviklerin sonucunu verdiğiniz yatırım tutarıyla mı ölçüyorsunuz? Yoksa şirketlerin verimlilik artışıyla mı ölçüyorsunuz? Resmî verilere geçelim. Şimdi bu bizim sanayisizleşme fotoğrafımız.
İmalatın millî gelirdeki payı 2022’de 21,8’den 15,4’e düşüyor. İmalattaki istihdam artışına baktığınız zaman negatif. Kapasite kullanım oranları 77’yle başlamış, 2026’da 73,8’e inmiş.
Dolayısıyla imalat sanayinde hangi göstergeye bakarsanız bakın, burada istihdam tarafında, üretim tarafında karşımıza olumsuz bir tablo çıkıyor. Daha geniş bakalım. 2016’dan 2026’ya kadar.
Bakın, 2023’te imalat sanayi endeksimiz 111,9. Tam üç sene sonra, Ağustos 2026, 108,7. İmalat sanayi endeksi.
Yani burada tamamıyla yatay seyreden bir imalat sanayi var. Resmî verilerdir. O yüzden de burada sanayide işlerin iyi gittiğini söylemek mümkün değil.
İhracattan bahsettiniz. Aslında ihracat, burada da bir problem var. Ticaret Bakanlığının konusu.
Geçen sene de söylemiştim. İhracat Genel Müdürlüğü kimde? Sizde mi? Ticaret Bakanlığında. Şimdi çarşamba günü gelecek.
Sayın Bolat, ihracattan bahsedecek. Burada sizi eleştirmek değil problem. Buradaki sistem, ihracatla dış ticaretle sanayiyi aynı potada eriten bir bakanlığın kurulmasıdır.
Yani Asya ülkelerinin ihracatla sanayiyi bir arada gerçekleştirmesinin ve Asya mucizesinin arkasındaki kurumsal sebeplerden bir tanesi, sanayi ve ihracatı aynı bakanlık yapar. Dolayısıyla sizin ihracattaki artıştan bahsetmeniz, aslında Ticaret Bakanlığının bir bakıma bahsetmesi gereken bir şeyden bahsetmeniz anlamına geliyor. Orada da mesela veri merkezlerinden bahsettiniz.
Yani o da Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının. Yani o yüzden verilen teşviklerde, faaliyet alanlarında şöyle bir problem oluyor Sayın Bakan. İhracatta siz bir rakamdan bahsediyorsunuz fakat ihracat teşviklerini Ticaret Bakanlığı veriyor.
TURQUALITY destekleri. Veri merkezi, veri altyapısında Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı gelecek, anlatacak veri altyapısını. Ama siz veri merkezlerinden bahsediyorsunuz.
Dolayısıyla bu bakanlıklar arasında koordinasyonda bir problem var. Ama ihracatı bir olarak değerlendirirsek problem şurada. İstediğiniz kadar ihracatı artırın, tek bir şeye bakmanız lazım.
Türkiye’nin dünya ihracatında payı artıyor mu? Azalıyor mu? Azalıyor. Bakın, Çin hariç de baksanız, Çin’i dâhil de etseniz dünya ihracatındaki payımız bizim azalıyor. İhracatta başarı hikâyesi yok ki.
Tablo burada. İsterseniz sizlerle paylaşalım. Dünya Ticaret Örgütü verisi.
Daha sonrasında, şimdi birazdan borsadan bahsedeceğiz. Sanayinin ne yaptığını. Bakın şimdi, 2023’ten itibaren BIST 100 yüzde 39,5 artmış.
BIST Sınai yüzde 3,1 artmış. Burada da bir problem var. Yani bunlar büyük şirketler.
Borsada işlem gören büyük şirketlerde endekse baktığınız zaman, üç yılda sadece yüzde 3,1 artan bir sınai endeks var. Demek ki bizim burada borsadaki yatırımcı sanayi şirketlerine de yönelmiyor. Getiri olmadığı için.
Durgunluk toplamda ama kriz emek yoğun sektörlerde. Burada bir şeye dikkat çekmek lazım. Nerede biz en fazla istihdam kaybı yaşadık? İstanbul, Bursa, Tekirdağ. Toplam istihdam kaybının yüzde 60’ı buradan geliyor.
O zaman bu da bize şunu gösteriyor. Bölgesel kalkınma önemli ve biz buradaki sanayinin bir kısmını başka yerlere çekmemiz lazım. Ama Sayın Bakan, sanayi programındaki artışa ne kadar olumlu diyorsak bölgesel kalkınmada daha fazla ödenek artırmamanızı, oraya çok sınırlı bir ödenek ayırmanızı da eleştirmek zorundayız.
Bölgesel kalkınmaya ayırdığınız ödenek hele böyle bir dönemde çok düşük. Bir başka nokta da şu. Baktık tekrardan, kamu alımlarıyla büyük şirketler büyüyor.
Mesela bu İSO 500 içerisinde savunma, havacılık, raylı sistemler ağırlıklı çalışan ve temel müşterisi kamu olan on tane firmanın satışları yüzde 63,5 artıyor. 343 tane yerli özel firmanınsa sadece yüzde 25,9 artıyor. Dolayısıyla kamu ile iş yapmak burada bir avantaj.
O zaman burada iki tane eleştireceğimiz şey var. Bir, kamu bu kadar domine etmemeli. Bir politika önerisi de şu olmalı.
Sizler bu teşvikleri büyük şirketlere verirken, kamu alımları yaparken o zaman altta söylediğimiz KOBİ’leri de büyük projelere katan, onların test yapması için ortak test altyapısını zenginleştiren ve özellikle KOBİ’lere büyük şirketlerden teknoloji transferini mümkün kılan bir anlayışla hareket etmeniz lazım. Ancak o zaman sizler büyük şirketlerden yaptığınız alımlarda yaratacağınız katma değeri KOBİ’lere aktarabilirsiniz. Üç tane konuya değinmediniz.
Bunlardan bir tanesi AB’nin yeni sanayi politikası. Arkadaşlar değindi. Sizden değinmenizi beklerdik.
Bu konu bizim için oldukça önemli. Biz bunu hem size hem de çarşamba günü Ticaret Bakanı Sayın Bolat’a sunacağız. Çünkü önümüzdeki beş altı yıl içerisinde bizim ihracatımızın yarısını gerçekleştirdiğimiz Avrupa Birliği’nin ciddi anlamda bir paradigma değişikliği var.
İkinci nokta TOGG. Bu, yine arkadaşlarım da bahsedeceklerdir. Ben de burada biraz bahsedeyim.
Bakın, 2024 yılında BYD’nin satışı 8.331. TOGG’un 30 bin. 2025’te BYD, TOGG’u geçiyor.
Bunun tek sebebi sizin bir milyar dolarlık yatırım anlaşması vermeniz. Şimdi burada bunda da bir açıklama bekliyoruz akşam ama bana kalan son bir buçuk iki dakika içerisinde daha önemli bir konudan bahsetmek istiyorum. O da fon vurgunu.
Sayın Bakan, bakınız burada sizin bakanlığınızın destek verdiği üç tane şirket var. Astor Enerji, CW Enerji, Kontrolmatik. Bu üçünün de adı fon vurgununda geçti.
Kontrolmatik’e sizler bir milyara yakın, 917,1 milyonluk bir yatırım teşviki vermişsiniz. Kontrolmatik şu anda bütün ona güvenenleri hüsrana uğrattı ve battı. Dolayısıyla sizin yatırım teşvikiniz de battı.
CW Enerji programını ben olumlu bulanlardan bir tanesiyim. 3 Mart 2026 tarihli, belgeli. Sizler buna çok ciddi bir yatırım teşviki veriyorsunuz.
Fakat onun kurucusu, CW Enerji’nin de mal varlığına tedbir konduğunu açıkladı. 28 Eylül 2026’da. Ve Astor Enerji.
Astor Enerji sizden 1,134 milyar liralık bir yatırım teşviki aldı. Bitiriyorum. Bitiriyorum.
Geç başladığım için. Dolayısıyla bu ana hissedarların da orada soruşturmada adı geçti. Burada şu sorun var.
Tabii ki sizler yatırım teşviki vermeye devam edeceksiniz. Bizler bu yatırım teşviklerinin doğru olduğunu düşünerek de sizi destekleriz. Fakat burada bir koordinasyon problemi var.
Anlamıyorum. Verdiğiniz desteklerle büyüttüğünüz şirketlerin daha sonradan nasıl faaliyet gösterdikleri, bu şirketlerin hangi alanlarda ne tür finansal manipülasyonlar yaptığını izlemesi gereken bir organ olması lazım. Bakın, burada milyarlarca liralık yatırım teşviki verilmiş ama bunun sonucunda da bu şirketlerin fon vurgununda adı geçiyor.
Ben bunu bir problem olarak görüyorum, diyorum. Sabrınız için teşekkür ederim.”


Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.Required fields are marked *