Otizmle ilgili farkındalık oluşturmak için Birleşmiş Milletler 2 Nisan gününü “Dünya Otizm Farkındalık Günü” olarak ilan etti. Biz de bu çok önemli günde Türkiye’deki eğitim sisteminin otizmli bireyleri toplumsal hayata entegre etmek için nasıl yetersiz kaldığını ve bu konuda neler yapılabileceğini yazmak istedik.
Çocukluk döneminin hemen başında görülen Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) bireyin toplum içinde yani sosyal hayatta, okulda ya da çalışma hayatında ciddi sorunlarla karşılaşmasına neden oluyor. Bununla beraber, tam anlamıyla tedavisi günümüzde mümkün olmasa da erken başlanan ve iyi bir eğitimle desteklenen neredeyse her vakada otizmle mücadele eden bir çocuğun hayatında önemli farklar yaratabilmek de mümkün. İşte tam da bu yüzden otizmli bireylerimizin günlük ve sosyal hayata dahil olmaları için çok erken yaşlardan itibaren iyi tasarlanmış bir eğitim hayati önem taşıyor.
ABD Sağlık Bakanlığı verilerine göre tüm dünya genelinde her 59 çocuktan biri otizmle mücadele ederken Türkiye’de otizmli birey sayısının 550 bin civarında olduğu kabul ediliyor. 0–14 yaş arasında ise yaklaşık 140 bin çocuğun otizmli olduğu düşünülüyor. Kabul ediliyor ya da düşünülüyor gibi fiilleri kullanmamızın sebebi ise bu konuyla ilgili detaylı bir çalışmanın maalesef olmaması. Bununla beraber, kabaca bir hesap yapıldığında Türkiye’de yaklaşık 2 milyon kişinin hayatını otizme göre düzenlediğini söylemek mümkün. Böylesine ciddi sayılara ve istatistiklere rağmen başta Milli Eğitim Bakanlığı olmak üzere devlet kurumlarının bu konuyla içten ve ciddi bir şekilde ilgilendiğini söylemek ise mümkün değil. 2013 verilerine göre Türkiye genelinde yalnızca 2114 otizmli çocuk eğitim alırken, bu sayı 2018 yılında sadece 3452’ye çıkabilmiş. Yani doğru eğitim teknikleriyle tüm hayatlarını değiştireceğimiz otizmli bireylerin yalnızca yüzde 2.5’una eğitim verebilen bir sistemimiz var.
Üstelik otizmli bireylerin çok az bir oranının eğitime kavuşması tek sorunumuz da değil. Erken yaştaki otizmli çocukların bireysel ve grup eğitiminin haftada 40 saat olması gerekirken, bu miktar ülkemizde aylık 6–12 saat arasında değişiyor. Yani anlayacağınız, otizmli bireyler ve yakınları bir yandan otizmle mücadele ederken diğer yandan da otizmle mücadele etmek için eğitimin önemini anlayamayan bir zihniyetle de mücadele ediyor.
Peki otizmli çocuklar bu ilgisizliğe mahkum olmak zorundalar mı? Tam tersine, nitelikli eğitim alan otizmli çocukların bu eğitim sonucunda kalifiye işlerde çalışmaları yüksek bir ihtimal. Örneğin, 2012 yılında ABD’de yapılan bir araştırmaya göre üniversiteye giren otizmli gençlerin yaklaşık üçte biri STEM denilen Bilim, Teknoloji, Mühendislik ve Matematik bölümlerine girmeyi tercih etmiş. Bu çalışmayla ilişkili bir başka araştırmada ise otizm gibi çeşitli dezavantajlarla mücadele eden çocuklara erken yaşta STEM ağırlıklı bir eğitim verilmesi, bu çocukların ilerleyen yıllarda eğitimlerine çok önemli bir katkı yapıyor. Hal böyle iken ülkemizde üniversite mezunu otizmli sayısının yalnızca 21 (yazıyla yirmi bir) kişi olması sosyal bir devletin geliştirmesi gereken bir eğitim anlayışından ne kadar uzak olduğumuzu da çok net gösteriyor. Peki biz otizmli çocuklarımızın sosyal hayata dahil olmaları ve iyi bir eğitim almaları için neler yapılabiliriz? Yurtdışında olumlu sonuç veren birkaç çözüm önerisini aşağıda bulabilirsiniz.
1. Sözel Becerilerin Gelişmesi için Mobil Uygulamalar ve Teknolojik Destekler Kullanılabilir
Autism Speaks Derneği’nin raporuna göre otizmli bireylerin %25’inden fazlası sözel olmayan iletişim kullanıyor. Kalan kısmın büyük bölümünde ise sözel iletişim yine düşük seviyede kalıyor. Bu öğrenciler için “visual scene display” denilen, etkileşimli hikayeler veya etkileşimli metinlerle çocukların sözel hikaye anlatımlarını geliştiren mobil uygulamalar, önemli bir fark yaratabilir. Maliyeti oldukça az olan bu türden uygulamaların otizmli çocukların eğitimlerinde kullanımının yaygınlaştırılması, en büyük sıkıntıyı iletişim konusunda yaşayan otizmlilerin hayatlarına olumlu bir etki yapacaktır.
2. Özgüvenin Artması için Dijital Araçlar Kullanılabilir
Özgüven sosyal becerilerin gelişmesinde ciddi rolü olan bir kavram. Sınıflardaki sosyal ortam bazı durumlarda otizmli çocukların özgüvenlerini kaybetmelerine veya yeteri kadar özgüven geliştirememelerine neden oluyor. Ancak teknolojik müdahaleler ile bu durumun çözülmesi hiç de zor değil. Avustralya’da bazı okullar otizmli çocukları konfor alanlarından çıkarıp sosyalleşmelerine yardımcı olmak için robotlar dahil olmak üzere teknolojik araçlardan yararlanıyorlar. Bu durum otizmli öğrencilerin sosyalleşmelerine yardımcı olduğu kadar, kod yazma gibi çeşitli becerilere sahip olmalarına da yardımcı oluyor. O yüzden günümüz eğitim sistemlerinde giderek daha fazla öneme sahip olan dijital araçlar otizmli bireylerin eğitiminde de etkin olarak kullanılabilir.
3. Ters Eğitim (Flipped Clasroom) Tekniği Dijital Araçlar ile Kullanılabilir
Otizmli öğrenciler için geleneksel eğitim yöntemlerinin kullanılması çoğunlukla doğru ve istenen sonuçlar doğurmuyor. Bunun en büyük nedeni olarak da otizmli çocukların yeteri kadar sosyalleşememesi ve bundan kaynaklı öğrenme geriliğinin artması gösteriliyor. O yüzden de kendilerini daha güvende hissetmeleri için otizmli çocukların olduğu sınıflarda teknoloji destekli yeni yöntemlerin kullanılması büyük önem taşıyor.
Bu argümandan hareketle eğitimde geleneksel yöntemlere bir alternatif olan Ters Eğitim (Flipped Clasroom) yöntemi öğrenciyi merkeze koyup, grup çalışması ile bireysel öğrenmeyi dengeleyen bir sistem olarak otizmli bireylerin eğitimi için düşünülebilir. Bu yöntemde geleneksel olarak evde yapılan eğitim işlerini (ev ödevi gibi) okulda, okulda yapılan işleri ise (dersler gibi) evde yaparak “ters” bir eğitim sistemi oluşturuluyor. Okula gitmeden önce öğrenciler sınıfın dışında derslere hazırlanıyor, ders esnasında öğrenilenler başta grup çalışmaları ile pekiştiriliyor ve sonunda öğrenciler yine sınıf dışında öğrendiklerini birbirleriyle tartışarak ve fikir alışverişinde bulunarak geliştirme fırsatı buluyorlar. Kısaca özetlediğimiz bu Ters Eğitim sistemi için kullanılan uygulamaların otizmli öğrenciler için de erişilebilir ve kullanıcı dostu olması, otizmli öğrencilerin eğitimini ve sosyal gelişimini de olumlu etkileyebilir.
4. Özel İlgi Alanlarına Yönlendirme Yapılabilir
Daha önce de bahsedildiği gibi otizmli öğrenciler bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik alanlarını hem daha fazla tercih ediyor hem de bu alanlar sosyalleşmelerine daha çok yardımcı oluyor. Otizmli öğrencilerin özel ilgi alanları veya başarılı olabilecekleri alanların tespitinin olabildiğince erken yapılması bu açıdan büyük önem taşıyor. Başta STEM alanları olmak üzere 3 boyutlu tasarım, oyun tasarımı, elektronik ve programlama, robotik, kodlama, siber-güvenlik gibi alanlara ilgisi olan öğrencilerin bu tür eğitimlerin verildiği okullara yönlendirilmesi, sonrasında ise üniversite hayatında etkin biçimde desteklenmesi gerekiyor.
Son olarak da, otizmli bireylerin eğitim sonrasındaki hayatlarında istihdama katılımı için Destekli İstihdam modeline dahil edilmeleri çok önemli. Sadece otizmli bireyler için değil, engelli vatandaşlarımız için de çok daha olumlu sonuçlar veren “destekli istihdam modelinin” ayrıntılarını ve bu konuda ne yapılması gerektiğini ise önümüzdeki haftalarda paylaşacağım yazı dizisinde bulabileceksiniz.
Farklılıklarımız ve farkındalıklarımızla daha zengin olduğumuzu anlayacağımız günlerin gelmesi umuduyla…