Bu hafta engelliler haftası. Kendilerini saygıyla selamlıyorum. Engelli bireylerimiz bizden vicdan ya da şefkat değil, insana yakışan işleri onlara sağlamamızı bekliyor. Bu konuda ülkemizdeki durumu, uygulanabilecek istihdam modellerini ve diğer politika önerilerini yazdım.
Korumalı İstihdam — Destekli İstihdam Farkı: Engelli bireylerin rekabetçi işgücü piyasalarında çalışamayacağı düşüncesi 1990’lı yıllara kadar hâkim olan görüştü. Bunun için ise engellileri rekabetçi işgücünden ayıran “korumalı iş yerleri” projeleri önerilmişti. Bu projelerde engelli kişiler, koruyucu ve ayrılmış ortamlarda istihdam edilerek, öğrenmesi ve yapması kolay işler için istihdam edilirlerdi. Korumalı iş yerlerinin temel felsefesi engelli bireyler için güvenli yerler oluşturmak olduğundan kısa vadede engelli bireyler için uygun, güvenli ve öngörülebilir işler sunmaktaydı. Ancak korumalı iş yerleri ileri düzeyde engeli bulunan kişiler için iyi sonuçlar sunsa da bu iş yerlerinin azlığı, işe kabul için uzun süreler beklenmesi, işgücü piyasasına katılmayı engelleyecek derecede ciddi engeli olmayan kişiler için de tek alternatif olarak sunulması gibi durumlar yüzünden korumalı iş yerlerinin etkisi sınırlı oldu. Ayrıca bu iş yerlerinde engelli bireylerin asgari ücretin altında maaşlarla çalışmak zorunda bırakılması ve korumalı statüleri bu bireylerin toplum ile entegrasyonunu da istenildiği oranda arttırmadı.
Korumalı iş yerlerini destekleyen ve engelli bireylerin işgücüne katılımını bir adım daha ileri götürecek politika önerisi ise “Destekli İstihdam Modeli” oldu. Destekli istihdam modelinde amaç önceden herhangi bir işte çalışamayacağı düşünülen engelli bireylerin fiziksel ve sosyal açıdan topluma entegrasyonlarını gerçekleştirmek olarak özetlenebilir. Özellikle 1980 sonrasında başat bir politika olarak batı ülkelerinde uygulanmaya başlanan Destekli İstihdam Modelinin arkasındaki rasyonel, engelli bireyin rastgele bir şekilde istihdamı değil, engellilerin ilgi alanları, yetenekleri ve kariyer hedefleriyle ilgili onları yönlendirerek istihdamlarını sağlamaktır.
Korumalı işyerleri, gönüllü işler ve mesleki eğitim gibi aktiviteler, tanımı gereği Destekli İstihdamın içinde yer almıyor. Destekli İstihdamda sağlanması beklenen kriterleri aşağıdaki gibi özetleyebiliriz:
- Ücretli Çalışma: Bireyler çalıştıkları işler için orantılı bir ödeme almalıdır. Eğer asgari ücret varsa bu programdan yararlanan kişiye en az asgari ücret ödenmelidir.
- Açık İşgücü Piyasası: Engelliler kamu, özel veya STK’larda istihdam edilen diğer çalışanlar ile aynı ücret, şart ve koşullara sahip düzenli çalışanlar olarak kabul edilmelidir.
- Sürekli Destek: Sürekli destek en geniş anlamıyla ücretli istihdama yapılan desteği ifade etmektedir. Burada destek, kişiselleştirilmiş ve ihtiyaç bazlı olarak hem işçiye hem işverene sunulur.
Bu şartlarla bağlantılı olarak Destekli İstihdamın dokuz temel değerinden söz etmek mümkün:
- İstihdam Karinesi: Engellilik türüne ve şiddetine bakılmaksızın herkes bir işe sahip olma hakkına sahiptir,
- Rekabetçi İstihdam: Dezavantajlı gruplar rekabetçi istihdamın olduğu yerlerde beceri ve yeteneklerini geliştirebilirler,
- Seçim ve Kontrol: Destekli istihdam hizmeti alan kişiler istedikleri firmaları, iş koçlarını seçme hakkına sahiptirler. Danışanların kariyer memnuniyeti için iş koçları, çözümleri ve alternatifleri tam olarak sunmalıdır.
- Orantılı Ücret ve Haklar: Ücret adil şekilde belirlenmeli, eşit işe eşit ücret prensibi uygulanmalıdır.
- Engeller yerine kapasiteye odaklanma: İş koçları engelli danışanların potansiyellerini ortaya çıkarmalı, ilgi alanı, güçlü yönleri ve becerilerini dikkate almalıdır.
- İlişkinin Önemi: Engelli bireyler iş ve iş dışında diğer insanlarla rahatça entegre olabilmelidir.
- Desteğin Gücü: Engelliler kendi kişisel ihtiyaçları hakkında karar alabilir ve destek isteyebilirler.
- Sistem değişikliği: Geleneksel rehabilitasyon sistemleri engellilerin topluma entegrasyonunu sağlamak için değiştirilmelidir.
- Topluluğun önemi: Engelliler toplumsal kabul, büyüme ve kişisel gelişim için toplumda resmi ve resmi olmayan bağlara sahip olmalı, bunun için ortam sunulmalıdır.
Destekli İstihdam, sürekli destek sağlayarak istihdama erişmek ve istihdamda kalmak isteyen engelliler ve diğer dezavantajlı gruplarla birlikte çalışmayı önceler. Bu nedenle, hedef grubun işgücü piyasasına katılımını teşvik etmek için “bireysel odaklı” bir yöntemdir. Yukarıdaki değerlere ek olarak “yerleştir-eğit-sürdür” temel ilkesi çevresinde şekillenmektedir.
Bununla beraber, geçtiğimiz 20 yılda Destekli İstihdam programlarındaki artışa rağmen, çoğu ülkede istenilen seviyeler yakalanamamıştır. Çoğu ülke engelli istihdamında Destekli İstihdam modeli yerine, Korumalı istihdamı ilk seçenek olarak değerlendirmektedir. Engelli bireyler arasında işsizlik oranı halen çok yüksek, gelirler ise çok düşüktür. Bu göstergeler de Destekli İstihdam projelerinin iş arayanlara, işverenlere ve topluma olan faydasına rağmen yeterince sahiplenilmediğini gösterir.
Engelli bireylerin işgücüne katılma isteği de engelli istihdamı açısından çözüm üretilmesi gereken bir alandır. Sosyal yardımların kaybedilmesi korkusu engellileri ücretli istihdamı uygun bir seçenek olarak görmemeye itebilir. Bu yüzden de engelli bireyleri mali kayıplarla karşılaşma riski ve işgücü piyasasına dahil olma arasında seçim yapmak zorunda bırakmayacak teşvik tasarımları önem taşımaktadır.